1. Elif, Lâm, Râ, bu, ayetleri sağlam esaslara, kuvvetli delillere oturtulmuş bir kitaptır. Sonra da bir bir açıklanmıştır. Bu Kur’ân, yaptığı herşeyi yerli yerince yapan, herşeyden haberdar olan Allah tarafından indirilmedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 2. "Bakın ben size O’nun tarafından bir uyarıcı ve müjdeci olarak görevlendirildim. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 3. Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin ve sonra tevbe ve pişmanlık tavrı içinde O’na yönelin ki, O da sizi dünya hayatında, O’nun belirlediği süre doluncaya kadar güzel bir geçimle geçindirsin ve faziletli olan herkese kendi lütfunu versin. Fakat Allah’ın dosdoğru olan yolundan dönerseniz, doğrusu ben sizin için, büyük bir günün azabından korkarım. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 4. Hepinizin dönüşü Allah’adır, O’nun güç ve kudreti herşeye yeter." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 5. İyi bilin ki, o inkârcılar Allah’ın kitabını duymamak, Allah’ın elçisini görmemek ve gizlenmek için haktan yan çizip kaçınırlar. Yine iyi bilin ki, onlar örtülerine büründükleri zaman dahi, Allah onların içlerinde gizlediklerini ve açığa vurduklarını hep bilir. Çünkü O, kalplerde olan herşeyi de bilmektedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 6. Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. O, her canlının yeryüzünde yaşama süresini de öldükten sonra, yerleşip kalacağı yeri de bilmektedir. Bütün bunlar apaçık bir kitapta, yani Allah’ın katındaki sahifelerde yer almış bulunmaktadır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 7. "Mutlaka bu, apaçık bir büyüden başka birşey değildir" derler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 8. Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, "Onu engelleyip alıkoyan nedir?" diyecekler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 9. Eğer insana kendi tarafımızdan bir rahmet tattırdıktan sonra, onu ondan çekip alırsak, hemen ümitsizliğe düşer ve Allah’tan gelen tüm gerçekleri inkâr ederek nankör olur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 10. Yine başına gelen bir darlık ve sıkıntıdan sonra, bir bolluk bir genişlik tattıracak olursak, hemen "Musibetler yakamı bıraktı" diyerek çokca sevinir ve böbürlenir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 11. Ancak güçlüklere göğüs geren ve güzel, yararlı işlerde bulunanlar böyle değildirler. İşte onlara bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 12. O halde ey peygamber! Sırf inkârcılar hoşlanmıyor diye ve onların "Niçin O’na gökten bir hazine inmedi? ya da, niçin O’nunla beraber bir melek görünmedi?" diye söylenmelerinden dolayı yüreğinin daralması ve bu nedenle sana vahyedilen mesajın bir kısmını neredeyse gözardı etmen hiç doğru olur mu? Unutma ki, sen sadece bir uyarıcısın; Allah ise herşeyin üzerinde bir gözetici ve hakkın üstün gelmesini sağlayıcı olarak bulunuyor. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 13. Haydi öyleyse Kur’ân’a benzetebilmek için uyduracağınız on sûre getirin; ve sözünüzde doğrulardan iseniz Allah’tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de yardıma çağırabilirseniz çağırın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 14. Ve eğer bu yardıma çağırdıklarınız size yardım edemiyorlarsa, o zaman bilin ki, bu Kur’ân ancak ve ancak Allah’ın ilminden indirilmiştir ve yine bilin ki, O’ndan başka gerçek ilah yoktur. O halde şimdi O’na teslim olacak mısınız? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 15. Dünya hayatını, onun şaşırtıcı saptırıcı süs ve nimetlerini isteyenlere gelince, onlara bu dünyada yapıp ettiklerinin karşılığını tam olarak ödeyeceğiz ve onlar orada hak ettiklerinden asla yoksun bırakılmayacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 16. İşte bunlar ahirette paylarına ateşten başka birşey düşmeyen kimselerdir. Çünkü onların bu dünyada yapıp ettikleri, hep boşa gidecektir. Yapıp ettikleri herşey de anlamsız ve değersizdi zaten. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 17. Yalnız dünya hayatını ve konforunu isteyenler, şu kimse gibi olur mu? O Rabbinden bir delil üzere bulunmaktadır. Ayrıca Allah’tan bir şahit olarak da Kur’ân onu, destekliyor. O Kur’ân’dan önce de, bir önder ve rahmet olarak Musa’nın kitabı var. İşte gerçekleri anlayanlar, Kur’ân’a inanırlar. Hangi zümre onu örtbas eder ve tanımamazlık yaparsa, onun yeri ateştir. Bu Kur’ân’dan hiç şüphen olmasın; çünkü o gerçektir ve Rabbinden gelmiştir. Fakat insanların çoğu iman etmezler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 18. Kendi yalanlarını Allah’a yakıştıran kimselerden daha zalim, yani varoluş gayesine aykırı davranan kim olabilir? Hesap gününde böyleleri, Rablerinin huzuruna çıkarıldıklarında, kendilerine karşı şahitlik yapmak için çağıranlar, onlar için "Rableri hakkında yalan söyleyen kimseler işte bunlardı" diyecekler. Dikkat edin de unutmayın! Allah’ın rahmetinden uzak olmak, bu gibi yaratılış gayesine aykırı hareket edenlerin üzerinedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 19. O yaratılış gayesine aykırı hareket edenler ki, insanları Allah yolundan alıkorlar ve o yolu eğri olarak göstermek isterler ve onlar ahiret hayatını da zaten tanımazlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 20. Böyleleri, yeryüzünde yaptıkları yanlarına kalsa bile, Allah’ın ahiret hesabından yakalarını asla kurtaramayacaklar, kendilerini Allah’a karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. Aslında onlar, ne hakkın sesini işitmeye güç yetirebilmişlerdi, ne de gerçekleri görebilmişlerdi. Bu yüzden onlara azap kat kat artırılacaktır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 21. İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir ve uydurdukları şeyler, yani putları, ilahları ve ilahlık yakıştırdıkları şeyler de onlara bir fayda vermeden kaybolup gitmiştir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 22. Şüphesiz ki, ahirette de en fazla ziyana uğrayanlar onlardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 23. Buna karşılık gerçekten iman eden, dürüst ve iyi davranışlar ortaya koyan ve Rablerine gönülden boyun eğen kimselere gelince, işte onlar cennetlik olanlardır ve orada yerleşip sonsuza kadar kalacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 24. Gerçekleri örtbas edenlerle iman eden iki grubun durumu, kör ve sağır ile işiten ve gören kimsenin durumu gibidir. Hiç bunlar eşit olur mu? Artık düşünüp ibret almaz mısınız? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 25. "Şüphesiz ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 26. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, çünkü sizin için çok acıklı bir günün azabından korkuyorum." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 27. "Biz seni de ancak kendimiz gibi bir insan olarak görüyoruz ve bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı, bir üstünlüğünüzü de göremiyoruz. Tersine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 28. "Ey kavmim" dedi. "Ne dersiniz, eğer ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve O, kendi katından bana bir rahmet sunmuş da, siz buna karşı kör kalmışsanız, şimdi siz ondan hoşlanmazken, biz sizi Allah’ın rahmetine zorla mı sokacağız? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 29. Ey kavmim! Bu mesajı size ulaştırdığım için sizden bir menfaat da beklemiyorum. Benim çabalarımın karşılığı Allah katındadır. Ve siz istemiyor, beğenmiyorsunuz diye bana inananları da yanımdan kovacak değilim. Çünkü onlar, Rableriyle karşılaşacaklarını biliyorlar. Ama size gelince, sizin eğriden doğrudan habersiz, yol yordam bilmez bir topluluk olduğunuzu görüyorum. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 30. Hem ey kavmim! Eğer onları yanımdan kovarsam, söyleyin Allah’a karşı kim korur, kim savunur beni? Hiç düşünmüyor musunuz? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 31. Öte yandan, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum. Akılla bilinemeyen gerçekleri de bilirim demiyorum, bir melek olduğumu da asla söylemiş değilim. O sizin hor gördüğünüz kimselere, Allah’ın bir hayır ulaştırmayacağını ise, zaten söyleyemem. Çünkü Allah, onların içyüzünü daha iyi bilir. Eğer bu tür şeyler söyleyecek olsaydım, kuşkusuz yaradılış gayesine aykırı davrananlardan biri olurdum." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 32. "Ey Nuh, bizimle çok tartıştın ve tartışmayı da çok uzattın. Eğer doğru sözlü kimselerdensen, artık getir şu bizi tehdit ettiğin azabı." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 33. "Dilerse, onu size ancak Allah getirebilir ve siz de, O’ndan yakanızı kurtaramazsınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 34. Eğer Allah, sizleri azgınlık içinde bocalatmak istemişse, ben de size öğüt vermek istesem, öğüdümün size hiçbir yararı olmaz. Rabbiniz O’dur, hepiniz er geç O’na döneceksiniz." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 35. "Eğer onu uydurdumsa, günahından ben sorumlu olayım; ama hiç değilse sizin sorumlu olduğunuz günahla benim bir ilgim yok." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 36. Ve Nuh’a "Senin kavminden şimdiye kadar inanmış olanların dışında kimse inanmayacak" diye vahyettik. Bu yüzden onların yapageldikleri şeylerden dolayı sakın tasalanma. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 37. Bizim gözetimimizde ve vahyettiğimiz biçimde, seni ve seninle beraber olanları, kurtaracak olan gemiyi inşa et. Yaratılış gayesi dışına çıkan kimseler hakkında, bana birşeyler söyleme, çünkü onlar suda boğulacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 38. "Siz bizimle alay ediyorsanız bilin ki, sizin alay ettiğiniz gibi biz de, yaklaşan azapla sizinle eğlenip alay edeceğiz" derdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 39. "Çünkü, yakında siz de öğreneceksiniz, dünya hayatında alçaltıcı azabın kimin başına geleceğini ve öte dünyadaki sürekli azabın da, kimin başına konacağını" Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 40. "Her cins hayvandan birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanlar değil, yalnız aileni ve iman edenleri gemiye bindir." Ancak ona inananlar küçük bir topluluktu. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 41. "Binin artık, yürümesi de, demir atması da, Allah adıyla olan bu gemiye, doğrusu benim Rabbim çok acıyan ve çok bağışlayandır." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 42. "Oğulcuğum" diye bağırdı. "Gel bin bizimle gemiye, o gerçekleri örtbas edenlerle beraber olma!" Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 43. "Bugün Allah’ın emrinden koruyacak, hiçbir güç ve yardımcı yoktur. Ancak O’nun merhamet ettiği müstesna." Ve tam o anda, aralarında bir dalga yükseldi ve oğul boğulanların arasına karıştı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 44. Ve derken "Ey yeryüzü suyunu yut" denildi. "Ey gök yağmurunu durdur." Ve böylece sular çekildi, Allah’ın hükmü yerine geldi, gemi Cûdî dağına oturdu. Ve yaratılış gayesi dışına çıkan bu toplum için, "Rahmetten uzak olsun" denildi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 45. Nuh bu arada Rabbine yakarıp "Rabbim" dedi. "O benim kendi oğlumdu, ailemden biriydi ama senin verdiğin söz, herkes için geçerli bir gerçektir ve sen hüküm verenlerin en adaletlisi ve en güzel hüküm verenisin." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 46. Allah "Ey Nuh!" dedi. "O senin ailenden sayılmazdı; çünkü iyi ve doğru olmayan bir şey olan inanmamayı tercih etti. Artık içyüzünü bilmediğin bir şeyi benden isteme! Bilgisizlerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 47. "Ey Rabbim! Bilmediğim bir şeyi senden istemekten, yine sana sığınırım; eğer beni bağışlamaz ve merhamet etmezsen, herhalde kaybedenlerden olurum!" Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 48. Ey Nuh! denildi. Sana ve seninle beraber olanlardan meydana gelecek ümmetlere, bizden bir selamet ve bereketlerle gemiden in. Fakat senin ve onların soyundan gelecek olan, zalim ve inkârcı insanlara gelince, biz onların bu dünyada belli bir süre yaşayıp geçinmelerine fırsat verecek, sonra da katımızdan bir azaba çarptıracağız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 49. Ey Muhammed! Sana vahyettiğimiz bütün bunlar, bilinmedik akılla öğrenilmeyecek haberlerdendir ki, onları ne sen, ne de kavmin bundan önce bu haliyle ve tam olarak bilmiyordunuz. Öyleyse sen de, Nuh gibi sabırlı ve dirençli ol. Çünkü unutma ki sonuç, yolunu Allah ve kitabıyla bulanların olacaktır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 50. "Ey kavmim! Yalnızca Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka gerçek ilahınız yok" dedi. "Bu halinizle sizler, putları ve heykelleri Allah’a ortak koşmakla, sadece aslı olmayan şeyler uyduran kimselersiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 51. Ey kavmim! Bu uyarılar için, sizden bir karşılık da bekliyor değilim. Benim ücretim, beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 52. Ey kavmim! Haydi artık günahlarınız için, Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da tevbe ve pişmanlık içinde O’na yönelin ki, size gökten bolca rahmet ve bereket yağdırsın, gücünüze güç katsın. Günaha batıp giderek Allah’tan yüz çevirmeyin." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 53. "Ey Hûd!" dediler. "Bize peygamber olduğunu kanıtlayan açık bir delil getirmedin, bu yüzden senin bir tek sözünle, tanrılarımızı bırakıp sana inanacak değiliz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 54. "Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki, ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 55. Yani, O Allah’tan başkalarını! Haydi bana karşı hepiniz istediğiniz kadar tuzak kurun ve bana hiç göz açtırmayın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 56. Ama unutmayın ki ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayanıyorum. Çünkü hiçbir canlı yoktur ki, Allah onun perçeminden tutmuş olmasın. Rabbimin yolu elbette yolların dosdoğru olanıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 57. Eğer bu mesajlardan yüz çevirirseniz, o zaman bilin ki, ben size ulaştırmakla görevlendirildiğim mesajı, size duyurdum. Artık bundan böyle Rabbim dilerse, başka bir kavmi sizin yerinize getirir. Bu konuda O’na hiçbir şekilde engel olamazsınız. Şüphesiz ki, Rabbim herşeyi koruyup gözetendir." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 58. Azap emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber inanmış olanları, kendi tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; ve böylece onları, ahiretteki ağır ve zorlu azaptan da kurtarmış olduk. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 59. İşte Rablerinin ayetlerini reddeden, O’nun elçilerine başkaldıran ve hakhakikat düşmanı her inatçı zorbanın koyduğu yasaya boyun eğen, Âd toplumunun sonu böyle oldu. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 60. Bu dünyada da, ahirette de lanet peşlerine takılıp kaldı. Haberiniz olsun ki Âd toplumu, Rablerini tanımayıp gerçekleri örtbas ettiler. Gözünüzü açın ki, işte böyle yok olup gitti Hûd’un kavmi olan Âd. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 61. "Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka gerçek ilahınız yoktur. Sizi topraktan yaratıp geliştiren ve yeryüzünde sizin yaşamanızı veya orayı bayındır hale getirmenizi sağlayan O’dur. O halde O’ndan bağışlanmanızı dileyin de, O’na yönelip tevbe edin. Şüphesiz ki, benim Rabbim kendisine yönelen herkese, her zaman yakınlık gösterir ve dualarına cevap verir." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 62. "Ey Salih!" dediler. "Sen bundan önce aramızda, büyük umutlar beslenen biriydin. Şimdi bizi, atalarımızın kulluk edegeldiği şeylere kulluk etmekten mi alıkoyacaksın? Doğrusu bizi çağırdığın şeyden son derece şüphe ve kaygı içindeyiz." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 63. "Ey kavmim!" diye karşılık verdi Salih. "Ne dersiniz, ya ben, katından bana bir rahmet bahşeden Rabbimden apaçık bir kanıt üzereysem? O’na başkaldırdığım takdirde onun azabından kurtulabilmem için kim bana yardım eder? O halde siz benim hakkımda, zarar artırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 64. "Ey kavmim!" diye devam etti. "Bu Allah’a ait olan olan deve, sizin için bir işaret olacaktır. Bunun için onu bırakın, Allah’ın arzında otlasın, ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 65. "Artık memleketinizde yaşayacak üç gününüz kaldı, bu söylediğim yalanlanamayacak bir tehdittir" dedi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 66. Nihayet azap emrimiz gelince, Salih’i ve beraberindeki iman edenleri, katımızdan bir rahmetle hem yaşadıkları bu dünyada kurtardık, hem de kıyamet gününün rezilliğinden. Doğrusu senin Rabbin, gerçekten sınırsız kuvvet ve kudret sahibi, yüceler yücesidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 67. Yaratılış gayelerine aykırı hareket eden o kavme gelince, onları Allah tarafından cezalandırıcı bir ses, bir gürültü yakalayıverdi de, kendi yurtlarında dizlerinin bağı çözülüp cansız olarak serilip kaldılar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 68. Sanki daha önce orada hiç yaşamamışlar gibi. Dikkat edin! Rablerini tanımayıp gerçekleri örtbas ettiler de, bakın Semûdlular işte böyle yok olup gittiler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 69. Andolsun ki melek elçilerimiz, İbrahim’e genç delikanlılar şeklinde müjdeyle geldiler ve "Selâm olsun!" dediler. O da onların selamını alarak, önlerine kızarmış bir buzağıyı getirmekte geç kalmadı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 70. "Korkma! Biz Lût kavmine gönderildik" dediler ve bir oğlu olacağını müjdelediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 71. O esnada ayakta bekleyen İbrahim’in hanımı, bu sözleri duyunca sevincinden güldü. Bizde O’na İshak’ın ve O’nun ardından da torunu Yakub’un doğacağını müjdeledik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 72. "Vay halime, ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken, çocuk mu doğuracağım? Doğrusu bu şaşılacak birşey" dedi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 73. "Allah’ın emrine mi şaşıyorsun" dediler. "Ey bu evin insanları! Allah’ın rahmet ve bereketi, sizin üzerinize olsun ve hatırlayın ki Allah her zaman, her türlü eksiksiz övgüye layık ve çok yüce olandır." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 74. İbrahim’in korkusu gidip de kendisine çocukla ilgili müjde gelince, Lût kavminin sonucuyla ilgili olarak affedilmeleri için meleklerle adeta tartışmaya başladı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 75. Çünkü İbrahim çok yumuşak huylu, yufka, yanık yürekli ve kendini bütünüyle Rabbine yönelterek ona yakın olmak isteyen biriydi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 76. Melekler dediler ki, "Ey İbrahim! Bu tartışmadan vazgeç, çünkü Lût kavmine, Rabbinin azap emri gelmiştir ve onlara geri çevrilmez bir azap mutlaka gelecektir." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 77. Melek elçilerimiz, genç delikanlılar şeklinde Lût’a gelince, Lût endişeye kapılıp fenalaştı, göğsü daraldı ve "Bu ne çetin bir gün" diyerek kaygısını belirtti. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 78. Ve Lût’un kavmi çirkin arzularla koşarak, soluk soluğa Lût’a geldiler. Bunlar daha önce de, zaten bu tür kötülükleri işlemeye alışmış kimselerdi. Lût "Ey kavmim! İşte kızlarım" dedi. "Onlar erkeklerden daha uygun olur sizler için. Allah’tan korkun da, konuklarıma saldırarak beni rezil rüsvay etmeyin, aranızda hiç mi aklı başında adam yok?" Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 79. Lût’a karşı, "Sen de biliyorsun ki, senin kızlarında gözümüz yok, aslında bizim neyin peşinde olduğumuzu çok iyi biliyorsun" dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 80. Lût, "Ah" dedi. "Size karşı koyabilecek bir gücüm olsaydı, ya da güçlü bir dayanağa sığınabilseydim" diye hayıflandı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 81. "Ey Lût! Bak, biz senin Rabbinin elçileriyiz, korkma düşmanların sana asla ulaşıp dokunamayacaklar. Artık ailenle beraber, gecenin bir vaktinde yola çık, aranızda kimse, ne geride bıraktığı mal ve dünyalığa, ne de helak olacak hemşehrilerine bakmasın, karının dışında ailenden kimse arkada kalmasın çünkü bil ki, o toplumun başına gelecek olan karının da başına gelecektir. Onlara vaadedilen helak zamanı sabah vaktidir. Eh, sabah da zaten yaklaşmadı mı?" Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 82. Böylece azap emrimiz gelince, o ülkenin altını üstüne getirdik ve tepelerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 83. O taşlar, Rabbin katında işaretlenerek yağdırılmıştır. Yani hangi taş nereye ve kime isabet edecekse, o şekilde proğramlanmıştır. O yok edilen şehirler, senin kavmin olan kureyş kâfirlerinden uzakta da değildir, seyahatleri esnasında o bölgeyi görebilirler veya o taşlar yaratılış gayesi dışına çıkan hiçbir kimseden uzak değildir, bu yaşantıda olanların hepsine gönderilebilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 84. "Ey kavmim! Yalnızca Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka gerçek ilahınız yok, ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın. Gerçi sizi şimdi zenginlik ve konfor içinde görüyorum, ama doğrusu sizi dehşetiyle kuşatacak bir günün azabından korkuyorum" dedi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 85. "Bunun içindir ki, ey kavmim! Ölçü ve tartı işlerinizde dürüst ve duyarlı olun, insanlara mal ve eşyalarını eksik vermeyin ve kötülüğü yayarak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 86. Eğer inanan insanlar iseniz, Allah’ın helalinden bıraktığı kâr, sizin için daha hayırlıdır. Bütün bu sınırları kendiniz gözetin, ben sizin üzerinize bir bekçi değilim." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 87. "Ey Şuayb!" dediler. "Babalarımızın taptıkları putları bırakmamızı yahut mallarımızda eksik veya fazla verme hususunda, dilediğimiz sahtekarlığı yapmamızı terketmeyi, sana namazın mı emrediyor? Gerçekten sen yumuşak huylusun ve aklı başında birisin" diyerek alay ettiler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 88. "Ey kavmim!" dedi. "Bakın ben, Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve kendi katından beni güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa, ne dersiniz? Ben sizi menettiğim şeyleri kendim yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Sadece gücümün yettiğince, sizi düzeltmek istiyorum, başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Yalnız O’na dayandım ve yalnız O’na yönelirim. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 89. Ey kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin, Hûd kavminin yahud da Salih kavminin başına gelenler gibi, sizi bir felakete uğratmasın. Lût kavminin helak oluşları hem tarih açısından, hem de coğrafi konum olarak sizden çok uzakta da değildir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 90. Öyleyse, günahlarınız için Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra da tevbe ve pişmanlıkla O’na yönelin. Çünkü Rabbim, çok merhametlidir ve mü’minleri çok sevendir." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 91. "Ey Şuayb! Söylediklerinden pek birşey anlamıyoruz ve içimizde seni, cidden zayıf ve aciz görüyoruz. Eğer kabilen olmazsa, seni mutlaka öldüresiye taşlardık. Öyle ya, bizim üzerimizde, bir gücün ve itibarın da yok ki!" Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 92. "Ey kavmim! Kabileme olan saygınız, Allah’a olandan daha mı fazla ki, onu arkanıza atıp, unutabileceğiniz birşey gibi görüyorsunuz. Muhakkak ki benim Rabbim, sınırsız bilgi ve kudretiyle yapıp ettiğiniz herşeyi bilip, kuşatıyor" dedi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 93. "Bunun içindir ki, ey kavmim! Artık bana karşı, gücünüz neye yetiyorsa onu yapın. Çünkü ben, Allah yolunda çalışmamı sürdüreceğim, zamanı gelince alçaltıcı, rüsvay edici bir azabın aramızdan kimin payına düşeceğini  ve aramızdan kimin yalancı olduğunu öğreneceksiniz! Gözleyin öyleyse olacak olanı; ve bilin ki, ben de sizinle birlikte gözlüyorum." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 94. Azap emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmetle kurtardık. Varoluş gayesine aykırı davrananları, bir ses ve gürleme yakalayıverdi. Öyle ki, kendi yurtlarında dizlerinin bağı çözülüp cansız yere yığılıp kaldılar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 95. Sanki orada hiç barınmamışlardı. Biliniz ki, Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzak olduğu gibi Medyen kavmi de uzak oldu.[216] Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 96. Gerçekten Musa’yı ayetlerimizle ve gerçek bir yetkiyle gönderdik Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 97. Firavun ve seçkin çevresine. Oysa o insanlar, Firavun’un buyruğuna uydular. Ama Firavun’un kanun ve sistemi hiçbir şekilde sağduyu ürünü olmayıp, doğruya iletici de değildir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 98. Ve bu yüzden de Firavun, kıyamet günü toplumunun önüne düşüp, bu dünyadaki hak olmayan yönetiminin sonucu olarak, onları ateşe sürükleyecek. Sürüklenecekleri yer ne kötüdür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 99. Öyle ya, bu dünyada Allah’ın laneti kovaladı durdu onları, kıyamet gününde de aynen öyle olacak. Onlara verilen bu bahşiş ve yardım ne kötüdür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 100. Ey peygamber! İşte bütün bunlar, toplumları helak olmuş memleketlerin haberlerindendir. Biz onları sana ders ve ibret olsun diye anlatıyoruz. Bu kasabaların bazılarının izleri hâlâ yerinde duruyor, bazıları ise biçilmiş ekin gibi yok olup gitmiştir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 101. Biz onlara haksızlık etmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler, yaratılış gayeleri dışına çıktılar. Rabbinin buyruğu gelince; Allah’ı bırakıpta taptıkları tanrılar onlara silinip yok olma ve zararlarını artırmaktan başka bir yarar sağlamadı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 102. İşte senin Rabbin varoluş gayesine aykırı hareket eden kentlerin toplumlarını, böylece kıskıvrak yakalayıverir. Şüphesiz ki, O’nun yakalaması çok şiddetli ve çok zorludur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 103. Gerçek şu ki, bütün bu anlatılanlarda, ahiret azabından korkanlar için apaçık bir ders ve uyarı vardır. O gün ki, bütün insanlık bir araya gelecektir ve o gün herşeyin tüm açıklığıyla ortaya serildiği bir gün olacaktır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 104. O günü, ancak bizim bildiğimiz bir vakte kadar geciktiririz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 105. O gün gelince Allah’ın izni olmaksızın, kimse konuşamayacaktır. O gün bir araya getirilenlerden kimileri, felakete uğramış üzüntülü ve mutsuz, kimileri de mutlu ve sevinçli olacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 106. O gün mutsuz olanlar, dünyadayken yaptıklarından dolayı, ateşte yaşayacaklar ve orada ah çekip inleyeceklerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 107. Ve Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer durduğu müddetçe orada kalacaklardır. Çünkü Rabbin her istediğini yapandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 108. O kıyamet günü, mutlu olacak olanlara gelince onlar da, dünyada yaptıklarından dolayı, cennette yaşayacaklar ve Rabbin bunun aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece, ardı arkası kesilmeyen bir lütuf olarak, o cennetlerde kalacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 109. Ey peygamber! Artık bunların taptıkları şeylerin, kendilerini felakete sürükleyeceğinden hiç kuşkun olmasın. Onların ahmakça tapınıp durdukları şeyler, atalarının da vaktiyle tapındığı şeylerdir. Biz de onların cezalarını eksiksiz vereceğiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 110. Ve gerçek şu ki, Biz Musa’ya da öz olarak aynı nitelikleri içeren bir kitap olan Tevrat’ı verdik. İnsanların bir kısmı, ona karşı kendi görüşleriyle karşı çıktılar. Eğer Rabbin tarafından, önceden takdir edilmiş bir karar olmasaydı, şüphesiz aralarında hemen hüküm verilmiş ve hak eden, cezasını bulmuş olurdu. Şüphesiz ki, Mekke’liler bu Kur’ân hakkında ciddi bir şüphe ve güvensizlik içindedirler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 111. Şüphesiz senin Rabbin, hepinizin de amellerinin karşılığını eksiksiz verecektir. Çünkü O, onların edipeylediği herşeyin farkındadır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 112. O halde sen ve beraberinde tevbe edenler, emrolunduğunuz şekilde, doğru yolu tutun. Sizden hiçbiriniz büyüklenip, Allah tarafından konulmuş sınırları aşmasın; çünkü unutmayın yaptığınız herşeyi O görüyor. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 113. Yaratılış gayesi dışında yaşayanlara eğilim göstermeyin. Yoksa, ahirette size ateş dokunur ve Allah’tan başka koruyucunuz olmadığına göre o zaman, O’nun tarafından da yardım edilmez size. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 114. Gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde, namaz kılmaya devamlı ve duyarlı ol. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Allah’ı hatırında tutanlar için bir öğüt ve hatırlatmadır bu. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 115. Ve her türlü zorlukluğa karşı dirençli ol sonuna kadar dayan; çünkü Allah iyilik yapanların hakettiği karşılığı hiçbir şekilde boşa götürmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 116. Sizden önceki nesillerden, akıl ve idrak sahibi kimselerin, yeryüzünde insanları bozgunculuk yapmaktan engellemeleri gerekmez miydi? Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı. Varoluş gayesine aykırı davrananlar ise, kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar da, günaha gömülüp gittiler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 117. Yoksa senin Rabbin birbirlerine karşı dürüst davranıp haksızlık yapmadıkları ve insanlık dışı tarzda davranmadıkları sürece toplumları haksız yere yok edecek değildir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 118. Hem Rabbin dileseydi, bütün insanlığı Allah’a inanan tek bir ümmet yapardı. Fakat O, doğru yolu göstererek insanları seçecekleri yollarda özgür bıraktı. Ve böylece insanlar farklı görüşlerin peşinde koşmaya devam edecekler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 119. Pek tabii Rabbinin acıdığı kimseler, bu farklı görüşlerin dışında kalarak doğru yolu bulanlardan olmuşlardır. Oysa Allah, onları serbest bırakarak doğru veya eğri yolları kendileri özgürce bulabilsinler için yaratmıştır. Bu yol gösterme nimetine karşı gelenler için Rabbinin "Muhakkak ki ben, cehennemi tüm cinlerden ve insanlardan layık olanlarla dolduracağım!" sözü yerini bulmuş olacaktır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 120. Böylece peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini sağlamlaştıracak herşeyi sana anlatıyoruz ki, sana gerçekler ulaşmış olsun, mü’minlere de böylece bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 121. "Artık elinizden ne geliyorsa yapın; ama bilin ki biz de, Allah yolunda elimizden geleni yapacağız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 122. Ve olacak olanı bekleyin bakalım; doğrusu, biz de bekleyeceğiz." Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 123. Göklerin ve yerin, vahiyle bilinip akıl ve duyularla bilinemeyen gerçekleri, Allah’ın elindedir. Bütün işler O’na döndürülmektedir. Öyleyse O’na kulluk et, O’na güven, O’na dayan; çünkü Rabbin, yapıpettiklerinizden asla habersiz değildir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster